Dolandırıcılar holding kurmuş: 4 çağrı merkezi, primle ödüllendirme…

İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması başlayan bir dolandırıcılık davasını gündeme taşıyan gazeteci Timur Soykan, “Bu dava Türkiye’de yurttaşların sahipsizliğini, kişisel verilerin dolandırıcıların elinde satılık olduğunu ve dolandırıcılık fırtınasını gözler önüne seriyor” dedi.

Davanın iddianameye yansıyan ayrıntılarını Birgün’deki köşesine taşıyan Timur Soykan, dolandırıcıların 3 yönetimini anlattı.

GÜNDE ORTALAMA 200 BİN TL KAZANIYORLARDI

Soykan’ın yazısından bazı bölümler şöyle:

“2020 yılında başlayan dolandırıcılık faaliyeti, 2022’de polis tarafından takibe alındı. Polisin tespitlerine göre; çete sadece bir günde çağrı merkezlerinden 1000 kişiyi arıyor, yine tek günde ortalama 200 bin TL kazanıyorlardı. Savcılık 9 bin kişinin dolandırıldığını tespit edebildi.

Çete lideri Abdullah Coşkun Çelebioğlu’nun konuşmaları kaydediliyordu. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kişisel verilerinin dolandırıcılıktaki değeri bu konuşmalardan anlaşılıyordu. Abdullah Coşkun Çelebioğlu, elinde 80 milyon insanın kimlik, adres, telefon bilgilerinin olduğunu ve bunları tanesi 1 TL’den diğer dolandırıcılara sattığını anlatıyordu.

Dinlemeye takılan bir konuşması şöyleydi:

“Abdullah Coşkun Çelebioğlu: Yüz milyon data var. Hesabını yaptığın zaman yüz milyon lira para yapar.

Okan Y: Nüfus 80 milyon. Nasıl yani?

Abdullah Coşkun Çelebioğlu: Sadece şey yapmıyor ki adam. Cinsel de alıyor, Kuran-ı Kerim de alıyor, zayıflama ilacı da alıyor mesela. Anladın mı?

Okan Y: Ha ha hah…

Abdullah Coşkun Çelebioğlu: Yani Türkiye’nin nüfusu 80 milyon ben de 100 milyon data var. Hesabını yap işte.

Okan Y: Ahaha…

Abdullah Coşkun Çelebioğlu: Almanya’dan bile sipariş ediyor adam.”

Polisin dinlemelerinde dolandırıcıların, tuzağa düşüremedikleri kişilere küfür ve hakaretleri de kayıt altına alındı. Çete üyeleri, dolandıramadıkları kişilere sadece küfür etmiyor, ayrıca eşek anırma sesi de dinletiyordu.

BİRİNCİ YÖNTEM: KARGO İADE VURGUNU

Daha önce kargo şirketlerinde çalışan çete üyesi Oktay Mert, Türkiye’nin büyük iki kargo şirketinin yakın dönemli kargo bilgilerine sızıyordu. İnternetten verdiği siparişi almayan ya da iade eden kişileri çete lideri Abdullah Coşkun Çelebioğlu’na iletiyordu. Böylece; siparişi almayan kişilerin kimlik, telefon, adres ve daha önceki alışveriş bilgileri çetenin eline geçiyordu. Bu listedeki isimleri 4 çağrı merkezinin yöneticilerine paylaştırıyordu.

Her sabah çayını, kahvesini alarak çağrı merkezindeki bilgisayarını açan dolandırıcılar ekranda dolandırılacak kişilerin listesini görüyordu. İsimleri, adresleri, sipariş edip almadıkları ya da iade ettikleri ürün, alışveriş yapılan site veya işletme, teslim ve iade tarihi yazıyordu.

Çağrı merkezindeki ‘SMS’ci’ denilen dolandırıcılar,

“Tüketici Kanunu’na aykırı olarak teslim alınamayan kargonuz sebebiyle firmamızın oluşan zararından dolayı hakkınızda icra takibi başlatılacaktır. En kısa sürede iletişime geçiniz.” Mesajın sonuna ‘Avukat D. C.M.’ gibi isimleri yazıyorlardı.

Eğer mesajı alan kişi, bu numarayı ararsa ‘Uzlaştırmacı’ denilen ve avukat rolü konusunda uzmanlaşmış dolandırıcı telefonu açıyordu. Hukuki terimleri kullanan bu kişiler, “Kargoyu teslim almadığınız için şirket zarara uğradı ve size dava açacak. Eğer kargo bedelini öderseniz ürün size gönderilecek ve dava açılmayacak” diyordu. Bu kişileri ödeme yapmazsa icra yoluyla çok daha büyük zarara uğrayacaklarına ikna ediyorlardı. Mesela; “Bu 950 TL’yi ödemezseniz, mahkeme masraflarıyla birlikte 10 bin TL tahsil edilecek” diyerek insanları korkutuyorlardı.

İKİNCİ YÖNTEM: CİNSEL TAKTİKLER

Abdullah Coşkun Çelebioğlu’nun diğer faaliyeti cinsel güç arttırıcı ilaç satışı ile dolandırıcılıktı. Çete İstanbul Şişli’deki bir eczanenin adını kullanarak internet sitesi açmıştı. Sosyal medyada düşük fiyattan cinsel güç arttırıcı ilaç sattıklarına dair ilanlar vererek olta atıyorlardı.

Ayrıca çete, daha önce internetten cinsel güç artırıcı ilaç alan kişilerin bilgilerine sahipti. ‘Çağrıcı’ denilen kişiler, kendilerine telefon numaraları verilen bu kişileri arıyor ve cinsel güç arttırıcı ilaç siparişi alıyorlardı.

‘Paketçi’ adı verilen çete üyeleri, sipariş veren kişilere, merdiven altı atölyelerde sahte olarak ürettikleri ve paketledikleri sahte ilaçları gönderiyordu. Savcılık incelemesinde bu sahte ilaçların insan sağlığını tehdit eden maddeler içerdiği belirlendi.

Çete sahte ilaç göndermekle de yetinmemişti. Çoğu zaman siparişi gönderdikleri yalanını söyleyerek “İlacı teslim almadınız. Kargo masrafı nedeniyle şirketimiz maddi zarar gördü. İcra başlatılacak” diyerek korkutuyorlar ve para talep ediyorlardı.

ÜÇÜNCÜ YÖNTEM: JİGOLO TUZAĞI

544 sayfalık iddianamede dolandırıcılık çetesinin çağrı merkezlerinden çok farklı yöntemlerin uygulandığını görüyoruz. Mesela hastaneye yatan bir kişinin bilgilerini alarak tedavi masrafı olarak on binlerce lira alıyorlar. Tezgahlardan biri ise jigolo tuzağı.”

(YAZININ TAMAMI)

(HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir